AŞIK ÖMER
Aşık Ömer,
Konya'nın Hadim ilçesinin Gezlevi (Korualan kasabası şuanki adı)
köyünde 1620-1621-1651 yıllarında doğmuş olduğu rivayet edilen halk
şairi. Ölüm tarihiyse 1707 olarak rivayetlere geçmiştir.
Divan
şairlerinden oldukça etkilenmiştir. Şiirlerinde ilk başta divan
şairlerine özenerek "Adli" mahlasını kullanmış daha sonrasında ise
"Ömer" mahlasını tercih etmiştir. Pek çok yerler dolaşan Ömer'in
Divan'ında, "Hafız Aşık Ömer" ibaresinin yer alması, çeşitli
kaynaklarda saz çaldığının kayıtlı olması nedeniyle "Aşık" ünvanının
verilebileceğine de işarettir.Divan nüshaları Konya yazma eser
kütüphanesinde,Mevlana müzesinde,bir de Hamza Yanar nüshasının kopyası
HARUN ŞEKER de mevcut ve aynı kişinin 2001 yılında Korualan Folklörü
adlı lisans tezinde de bu konu daha açık belirtilirT-- (UTC)temmuz
ayının 2. haftası Konya'nın Hadim ilçesinin Gezlevi(korualanda) anma
şenlikleri yapılacaktır.Bu kasabada Helim Mehmet ORHAN(88yaşında)Âşık
öMER'İN Soyundan olduğu kendisi tarafından da söylenmiştir.Bu konuda
son dönemde Aşık Ömer üzerine Mülahazalar adlı çalışmayı da Orhan
YAVUZ ve y.KARASOY yapmıştır.Halen konu üzerinde araştırmalar devam
ediyor.Şuan akrabası olan Mehmet ORHAN hayattadır.Bu konuda Aşık
Ömer'in ŞECERESİ adlı çalışmada da Harun ŞEKER kimlerden hangi
kuşaktan olduğunu belirtmiştir.Yine Harun ŞEKER araştırmaları sonunda
Konya-koyunoğlu müzesinde 3 yazma eser tespit etmiştir.5244 numarada
aslından kopya edilmiş,harekesiz 80 sahifedir.1920 yılında
basılmıştır.3096 ve3102 numaralarda Türkçe baskısı mevcuttur.51945
numarada da Hamza YANAR nüshasının aynısı mevcut.Ancak kenarlarında
Şah İsmail hikayesi vardır.Harekeli ve tarihi yoktur.Yani şuan 3adet
Konya yazma eserler de,3 adet Konya Koyunoğlu Müzesinde ve 1 adet
Hamza YANAR nüshası .Hayra hizmet vakfı Nüshası , 1925 Marifet
matbaasında basılmıştır.Bu yazmada Harun ŞEKER tarfından tespit
edilmiştir. İstanbul Süleymaniye nüshası mevcuttur -- 13:23, 26 Mart
2008 (UTC)-- 11:26, 27 Mart 2008 (UTC)
ÂŞIK ÖMER’İN
ŞECERESİ
Uzun yıllar
nereli olduğu çok tartışıldı. Aydınlı olabileceği düşünüldü. Bunun
nedeni Konya’nın Hadim ilçesinde ve Ömer’in kasabası olan Korualan(gezlevi)
da araştırma yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Bölge de ekonomik
şartlar zor olunca insanlar gurbete gitmekten, yaylacılıktan,
hayvancılıktan eli olup ta ilmi bir araştırma yapılmamıştır. Konya’ya
uzak olması bunu etkiler. Halk araştırmaları bakımından en bakir
yerlerimizdendir. Sadece ‘Hadim’in Sesi’ gazetesin den başka konulara
pek eğilen olmamıştır.2002 yılında oluşturduğum tez çalışmam
hocalarımın ilgisini çekip, ’ÂŞIK Ömer üzerine Mülahazalar’ adlı
çalışmaya etkim olmuştur.
Bende üzerime
düşen görevle araştırmalarıma devam ettim. Bunların sonucunda, bir
nüsha buldum. Âşık Ömer’in sülalesinin devamı olan kişi Mehmet ORHAN
ile daha, önce de 2002 de görüştüm. O zaman sadece kendi sülalesinden
olduğunu söyledi ancak zaman ayırmamıştı, ilgilenememişti. Bu kez
oturup epey sohbet sonunda çok değerli bilgilere ulaştım. Bunları da
paylaşmak istedim. Konuşturmak çok zor oldu. İnsanların içindeki korku
acaba anlattıklarımla başıma bir şey gelir korkusu çok fazla
etkiliydi.. O yüzden kayıt cihazına değil de ancak yazıyla bilgilerini
aldım. Öyle olmasına rağmen bazı konuları anlatmak istemedi. Mesela
Âşık Ömer olduğunu tahmin ettiğimiz kişinin neden köyü terk ettiğini
anlattı ama yazdırmadı.
Ömer 17.yüzyıl
şâiri olarak kabul edilir. Ahmet Kabaklı’ya göre 1707 yılında, Nihat
Sami BANARLI ‘ya göre de aynı yıllarda öldüğünü, belirtiyorlar. Ancak
Âşık Ömer’in doğumu hakkında Prof. Dr. Abdulkadir Karahan’ın
belirttiği tarih 1651’dir.O halde ortalama 80–90 yaşında öldüğü
düşünülse 1730–1740 yıllarına denk gelir. Buna göre en az 3 nesil geri
gitmeyi gerektirdi. Bu da 250–260 yıl öncesine denk gelir. Bunun için
en sağlam kaynağa gittik.
Mehmet ORHAN
şuan 87 yaşında ve köyün bir kaç yaşlısından biri. Ondan dinleyelim:
‘Dedem Softa
gocaymış.O İstanbul’a gider gelirmiş.Softa gocanın iki oğlu bir kızı
olmuş.Bu oğlanlar askere gitmiş başka geri gelmemiş.geride kalan ,kız
çocuğu köyde kalıyor.Kız çocuğu onlardan diyet istiyor.
Oğlanlarda
bütün bahçeler senin olsun biz geri gelmeyeceğiz buralar sana kalacak
dirler.Kalan kızla Abdulhalim dedem evleniyor.Ondan 1 kızı ve 1 oğlu
oluyor.Hasan ve Fatma. Dedem, kızı Dedemli’ye veriyor. Abdulhalim
dedem Tekelilerden geliyor. Softa gocanın gızı ölünce,Nasıflar dan bir
gadın gelmiş.O gadının yanında birde tay geldi kız gelir.İşte o gız da
Sarıçavuş İbrahim’ in garısı oluyor. İşte burada Ustalar ortaya
çıkıyor.
Benim
anladığım Diğer rivayetlerle örtüşen kısım askere giden oğlanlar geri
gelmiyor. Bunun sonucunda kız Softa Kocanın neslini devam ettiriyor.
Tekeli
sülalesinden Abdulhalim Koca alınca kızı, Abdulhalim’den, Helimler
sülalesi olarak adlandırılıyor. Tam tarihler elimizde olmayınca net
olarak söyleyemesek de rivayetler uyuyor.Belki arada bir halka
eskiliğinden dolayı atlanmış olabilir.Unutulmuş olabilir.Ya da
tarihler farklı olabilir.
Softa Koca iki
oğlan(askerden gelmezler) ve bir kız(kızın eşi Abdulhalim)den Fatma ve
Hasan oluyor. (Hasan dan da) Halil, Yusuf, Mustafa, Ayşe ve Mehmet
Orhan oluyor. işte askerden gelmeyen çocuğun birisi Âşık Ömer olması
kuvvetle muhtemeldir. Zaten Mehmet Orhan ,Ömer’in kendilerinden olduğu
konusunu tamamen doğruluyor. Ancak yalan söylerim diye bildiklerini de
söylemeye çekiniyor.
Yenice
tarafındaki tarlaların Softa dedesinden kaldığını hatta köy yerinin
neredeyse yarısı onların mış önceden. Bölüne bölüne sadece belirli
alanlar kaldığını belirtiyor. Softa’nın Havuzu ve Gaybi yeri de
eskiden kalan önemli izlerden.Birde dedelerinden anlatıla gelen
şeylerden biride Softa koca sık sık İstanbul’a at sırtında gittiğini
bir kaç kez dile getirdi.
Elçin’in
kısaca üzerinde durduğu söz konusu Feliks Dombrowsky
rivayeti şu
şekildedir:
“...Oğlu okulu
bitirdikten sonra, Abdulla Genceoğlu onu medreseye
verir. Gözleve
medresesi o vakitte âlimleriyle ünlüydü..
..... Nihayet
bu kıyafet yere indi ve softa Ömer’in gözleri önünde hakikaten
dilberliği....... Sabah olmak üzereydi. Âşık Ömer gidip aceleyle
abdest aldı ve
sonra doğru
medreseye gitti. Şimdi o öncekisi gibi medreseye varmaktan
korkmadı.
Aksine, oraya öyle bir istekle gitti ki, sanki ziyâfete gidiyor.
Öyle olsa da, o
sakin bir softa sıfatında muallim Abla Bekir efendiyi
dinlemeye geldi
ve herkesten daha kenardaki kendi yerine oturdu....
Bu alıntılarda
dikkatimi çeken iki unsuru da belirtmek isterim.Gözleve Medresesi o
dönemde alimleriyle ünlüdür.cümlesi Hz Hadimi’nin medresesi Kavaklar
Mevkiinde olup,medreselerin kaldırılmasına kadar öğrenci
yetiştirmiştir.Hadimi medresesi o kadar ünlü konumda olmuş ki
İstanbul’dan
ihtisas yapmak için geldiğini bu çevrede herkes bilir. Diğer ilginç
olan da Softa
sıfatının
kullanılması.Bir şekilde bu kadar rastlantı olmasa gerek.Ömer’in
sülalesi Softalar dan olduğunun canlı şahidi varken hayatta daha ne
diyebiliriz.
Softa:’Medrese
öğrencisi, dini ilimleri öğrenenler’ gibi anlamlarının olduğunu
bilirsek,Ömer sülalesinin neden o sıfatı aldığını tahmin
edebiliriz.Bir de Şu beytine bakarsak:
Ben bugün bir
peri gördüm ayeti kur’an yazar(ben bugün bir güzel gördüm kur’an ayeti
yazar)
Nazar ettim o
mahalde sure-i Râhman yazar(Baktım o çevrede Rahman suresi yazar)
Mektebi irfâna
vardım eyledim bir kere âh (ilim okuluna vardım bir kere ah ettim)
Tekke-i uşşak
içinde etmedim asla günah (Aşıkların tekkesinde günah işlemedim)
Ömer’in
nerelerde eğitim aldığını ailesinin nasıl bir kültüre bağlı olduğunu
anlamak daha kolay olur.
Dedim ki:
Mehmet dayı, onlardan bir şey kalmadı mı, yerlerden, havuzdan başka ev
falan kalmadı mı?Saz falan yok mu dedim.O da atasından kalan evi yıkıp
yerine yeniden yaptığını,eski eşyaların önem vermeyince kaybolup
gittiğini,ancak diğer üvey kardeşleri olanlarda saza benzer aletin
olduğunu ,ama onlarında Ahmet dayı öldükten sonra ne yaptıklarını
bilmiyorum dedi.An-
cak ahırda
softa kocanın bir üzengisi olduğunu söyledi.Atasından sakladığı o
değerli eşyayı ahırın en değerli yerine koyduğunu fark ettim.Resmini
çekebilir miyim deyince, ne değeri olacak dedi çektim,buraya koydum.
Son olarak da
Gezlevi 1971 yılında Korualan Kasabası olurken Belediye cadde ve sokak
isimleri verirken daha o dönemde Kırım bile gündemde yok,Aşık Ömer
hakkında pek fazla araştırma ve bilgi yokken dahi Mehmet Orhan’ın
oturduğu mahalleye, Âşık Ömer isminin verilmesi ,pek çok
araştırmacının o dönemi atlamaları da bir eksikliktir.Kırımlı
iddialarını ortaya atan ünlü araştırıcıların bari bunu kaçırmamaları
gerekirdi.Ama bu yörelerdeki araştırıcılar arttıkça pek çok yanlışlar
düzeltilecektir.
HARUN ŞEKER
araştırmaları için teşekkür ederiz.12.05.2010