Mevlüt Yanar (Artaştırmacı)
Gezlevi (Korualan) Tarihi
Tarihi kaynaklarda yer almayan (En azından şimdilik önemli bir kayda
rastlamamış durumdayız.) yerleşim biriminin tarihini yazmak çok zor.Onun
için biz bu konuda görüşlerimizi yazmadan önce konuyla ilgili elimizde
hangi bilgi ve belgeler var,onları listeleyelim.
1.Osmanlı-Karamanlı münasebetleri
2.Yörükler,Oğuzlar hakkında yöreyle ilgili bilgiler
3.Halk anlatımları (Efsaneler,söylentiler…)
4.Konuşulan dil ve özellikleri (Kelime ve deyimler,şive…)
5.Yöredeki viran yerleri
6.Mezarlar,mezar taşları
7.Yaşayan kültür
8.Komşu yörelerin mevcut tarihi bilgileri
1.Osmanlı-Karamanlı Münasebetleri
Osmanlılar Karamanlılarla ilk savaşı 1386 yılında I. Murad döneminde
yaptı.Konya yakınlarında Karamanlılar yenildi.Bayezid bu savaşta
Yıldırım unvanını aldı.Alaaddin Bey kaçarak Konya kalesine
sığındı.Zevcesi Nefise Melek hatun,babası I.Murad’a giderek af diledi.
Niğbolu zaferinden sonra Yıldırım Bayezid Karaman seferine çıktı.Konya
önünde iki gün iki gece süren bu savaşı Osmanlılar kazandı.Konya teslim
oldu.Alaaddin Bey esir alınıp başı vuruldu.Yıldırım Larende’ye
girdi.1397 de Göksu’ya kadar Karaman ülkesi Osmanlıya bağlandı.Karaman
Beyliği de Osmanlı’ya bağlandı.
1414-1415 de iki defa Çelebi Mehmed Karaman seferi yaptı.Halasının oğlu
olan Karaman Beyi II.Mehmed’i affetti.
II.Murad Bey Karamanoğlunun Osmanlının zor zamanlarında saldırılarından
bıkıp usandığı,Balkan fetihlerini engellediği için Karaman seferine
çıkıp Karaman Bey’i İbrahimi takiben Bozkır’a kadar geldi.Karaman ülkesi
yakılıp yıkıldı ama İbrahim Bey yakalanamadı.
1466 da Fatih Sultan Mehmed Konya’ya girerek şehri Karaman eyaletinin
başşehri yaptı.Vezir-i azam Mahmud Paşa Karaman’ı aldı. Konya’da Osmanlı
parası bastırlıdı.Fatihin oğlu şehzade Mustafa beylerbeyi olarak Karaman
tahtına Konya’da oturdu.
Fatih döneminden sonra Karamanlılar Torosların kuzey yamaçlarında etkili
olamadılar.Silifke yöresinde zaman zaman ortaya çıkıp sonra tarihten
silindiler.
Soru; II. Murad Karamanoğlu İbrahim Beyi Bozkıra kadar kovaladığında
İbrahim Bey nereye kaçmış saklanmış olabilir?
Gezlevi???? Belki…Bir ihtimal…..
2.1.Yörükler ( Bu kitapta bizi ilgilendiren bilgiler)
Kitap Prof Dr.Mehmet Eröz tarafından yazılmış,İstanbul’da 1991 de
basılmıştır.
Sayfa 23.Kayseri Niğde Adana Maraş havalisinde Yörüklere (Aydınlı)
denildiği görüldü.
Sayfa 29. Sultan dağındaki (Yörükler Giyi Dağı-Geyik Dağı diyor.Akseki
-Hadim arasındadır.) yatıra havali Yörükleri Ağustosta ziyarete gidip
kurban keser,iki rekat namaz kılarlar.
Bekar erkekler, “Dolandım geldim ocağına,bir kız ver kucağıma”,çocuksuz
kadınlar;” Dolandım geldim ocağına bir evlat ver kucağıma “
derler.Konya’dan bile gelenler olurmuş.
Kayseri Pınarbaşı Söğütlü köyüne yerleşen Aydınlı diye anılan
Göğebakanlı aşiretinin kadınları “Yıldız görmedik bu taş evlerde nasıl
oturak” diyorlardı.
Sayfa 239 .Aydınlı aşiretlerinde (Uzunyayla’da) iki türlü koyun vardır.Kıcık
ve mandak…
Sayfa 266.Çukurova İmren köyünde 1882 de İskan edilen Karatekeli
aşiretinden Ahmet Ali Gevik “Dedelerimiz Aydın yaylalarından gelmiş,bize
aydınlı derler” demiştir.
Soru……Gezlevi’deki “Aydına gitmek”,”Aydıncı gitmek”deyimleri ile Aydınlı
Yörüklerinin bir ilgisi olamz mı?
Soru….Aşık Ömer “Vatanı aslimiz Aydın elidir
Tehi sanman Ömer Gezlevilidir” derken acaba Gezlevililerin Aydınlı
Yörüklerinden olduğundan mı bahsediyor? Kanaatime göre Aydınlı
aşiretinin yaşadığı geniş mekan Aşık Ömer zamanında Aydın İli (eli)
olarak adlandırılmaktadır.Nitekim Konya Ereğli arasındaki geniş yaylaya
da Turgut İli denmekteydi. Ne yukarda bahsedilen Yörükler bugünkü Aydın
vilayetinden Kayseri veya Çukurova’ya göçmüşlerdir.Ne de Gezlevililer
Aydın şehrindendirler.
Dil ve kültürel unsurlarımızın bu Aydınlı Yörükleriyle karşılaştırılması
gerekmektedir.
Mesela Sarıkeçili aşiretinde sofra altına “meldir” denilmekte
olduğu,diğer Yörük aşiretlerinde ise “Sora “ “sofra” dendiği aynı
kitapta belirtilmektedir.Mıhlıoluk civarında otlakiye alan bir
sarıkeçiliye 2007 mayısında “Siz sofra altına ne dersiniz ? “dediğimde
“mendil” cevabını aldım.Gezlevililerde sofra altına mendil
demektedir.Acaba Aydınlı Yörükleri ile hangi ortak kelimelerimiz
mevcuttur. Bahsedilen yerlerde bulunan ziyaretçilerimizden konuyla
ilgili destek bekliyoruz.
2.2..Oğuzlar
Oğuzlar kitabı Prof Dr. Faruk Sümer tarafından yazılmıştır.Eser İstanbul
1992 baskılıdır.
Sayfa 148..İç-il II Bayezid devrinde Bozkır (1481-1512) kazasında yarı
göçebe de olsa hiçbir oymağa rast gelinmediği gibi,Hıristiyan azınlığı
da yoktu.Bir çok yerde olduğu gibi Bozkır’ Rumlar xıx.Yüzyılda
gelmişlerdir.
Soru; Dönemin kayıtları incelenerek Gezlevi’nin II.Bayezid zamanındaki
durumu anlaşılamaz mı? (Osmanlı tarihçilerimiz mevcut.Mehmet Mercan
Bey’e selamlar. Kısa zamanda bu kaynağa ulaşabilir.)
Bu bilgiden komşularımızın hepsinin yerleşik müslümanlar olduğunu
anlamaktayız.
Sayfa 149….Konya,Niğde,Kayseri ve İç-il ‘de (Torosların kuzey yüzü) xvı.
Yüzyılda 143254 hane Türk,2448 hane Hıristiyan yaşamaktadır.
Sayfa 134. Nureddin Sufi oğlu Karaman İç-el’de Ermenilerle mücadele
etmiş ve Aksarayi’ye göre 1261 yılında Konya yakınlarında Selçuklularla
kanlı bir savaş yapmıştır.1277 de Konya’yı alan Karamanoğlu Mehmet Beğ,Cimri’yi
sultan yapmış,kendisini de vezir yaparak Türkçe konuşulmasını emreden
fermanını yayımlamıştır.
Müverrih Karamanlıları “Kızıl börklü ve ayağı çarıklı “ olarak
vasfediyor.
Kanaatime göre Karamanlılar İç-el de Ermenilerle mücadele ederken
Gezlevililer de Perşembe civarında aynı mücadeleyi yapmış,sayıca az
olduklarından dolayı halk anlatımında da belirtildiği gibi Asarlık Söğüt
Holuslar ve Gederet halklarından yardım isteyerek onların yaylaya
yerleşmesini sağlamıştır.
Sayfa 133. xııı.yüzyılın ilk yarısında şehirlerde Hıristiyan unsur
önemli,iknci yarıdan itibaren ehemmiyetlerini kaybettiler,xıv.Yüzyılda
da azınlık durumuna düştüler.
2.3..Büyük Türkiye Tarihi…Yılmaz Öztuna ..Cilt 2 sayfa 5.1308 yıllarında
Karamanoğulları Hadime sahiptiler.
Sayfa 11… 1332 de Karamanoğulları 750 000 nüfusa sahiptiler. Beylikler
döneminde Anadolu nüfusu 5 000 000 kadardır.Ülke bayındır haldedir.
(Dikkat Kurtuluş savaşı yıllarında da Anadolu nüfusu 12 000 000
kadardır.) 1330-1340 yıllarında Anadolu 13 000 000 nüfusa sahiptir. Bu
sayıya bugünkü Türkiye topraklarından o zaman elimizde bulunmayan
İstanbul ve Trakya gibi Bizans,Çukurova gibi Ermeni Krallığı,Doğu
Karadeniz gibi Rum devletlerinin nüfusları dahildir. ( Bu yıllarda
İngiltere 2,5 milyon,Fransa 12,5 milyon nüfusludur.) Yani Anadolu nüfusu
düzgün bir artış göstermemiş zaman zaman azalmıştır da…
2.4.Selçuk Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr.Hüseyin Muşmal ‘dan,Prof Hasan
Bahar şu bilgileri Gezlevi.Com’a göndermişti.
1840 Yılında Gezlevi 58 haneli bir köydür.İmamı Hacı İbrahim Efendidir.
Muhtar-ı Evvel (Muhtar) Seyyid Ali Efendi,
Muhtar-ı Sani (Muhtar yardımcısı veya ikinci muhtar) Mehmet Efendidir.
Koca Fazlı,Karaaliler,Topal İsmail,Ahmed Efendi Oğlu Rasih Efendi
(Galiba muhtar heyeti olacaklar.)
Kanaatim;Yaşlılardan dinlediğimiz köye ilk camiyi Hadimli hayırsever bir
kadın yaptırmış,bu cami küçük işlemeli kapı ve pencereleri olan bir
binaymış ,bilgisini düzeltmemiz gerektiği yolundadır.1840 Yılında resmi
kayıtlara göre 58 hane olan Gezlevi ve İmam Hacı İbrahim Efendi mutlaka
camiye sahiptiler.Belki o caminin yerine güzel küçük bir camiyi
hayırsever Hadimli yaptırmıştır.
2.5. Prof. Osman Turan’ın Seçuklular zamanında Türkiye kitabı ile Prof
Enver Ziya Karal’ın Osmanlı Tarihi kitaplarını incelerken gördüğüm şu
bilgiler de bizim için önemlidir.
Büyük Sultan Alaaddin Keykubad döneminde 1220 lerde Silifke’ye kadar
olan bölge Ermeni’lerden fethedilir. Lala Kamerüddin Hadim Bey bu yöreye
vali olarak atanır.Bu yüzden Sarıoğlandan Silifke’ye kadar olan yerler
Hadim eli olarak adlandırılır. Daha sonra bu isim bu günkü Hadim
ilçesinin olur.
3.Halk anlatımları hikayeler,duyumlar,bilmeceler…gibi çok çeşitlidir.
3.1.Köyün Kuruluşu;İlk önce köye üç kişi gelmiş,biri arı taşına,biri
Gaybi yerine (Helimlerin evi civarına) bir de Belen’e yerleşmiş.Gaybi
yerindeki bir müddet sonra kaybolmuş.Gaybi yeri adının ördeğe düşüp
bataklık içinde kaybolan öküzden dolayı verildiğini Teyzem Menevşe Ural
söyledi. Kaybolan kişiden dolayı bu ismin verildiği de söylenmektedir.
3.2.Seyid Bayram Veli Hazretleri ilk önce Gezleviye yerleşir.Kızılbük’teki
çayırlığa atını çakarmış.(Sikke denilen bir demir kazık ve
zincirle).Atının sikkesini çalı çalıvermişler oda kızmış köyü terk
etmiş.Dedemköyü’ne yerleşmiş.Giderken Gezlevi’ye “Çok kazanasınız da
bereketi olmaya” diye beddua etmiş. Dedemköyü’ne de az kazanasınız da
bereketli ola diye dua etmiş.Gerçi Dedemköylüler köylerini Seyyid Bayram
Velinin kurduğunu söylerler.Muhtemelen doğrudur da.Yukarı Pınar’a
asasıyla vurunca sular fışkırdığı anlatılır.Çünkü hizmetçisi (kölesi
siyahi kişiyi) aşağı dereye suya göndermiştir,ama derede balıkları gören
hizmetçi gecikmiştir. Böylece pınar başına yerleşilerek Dedemköyü
kurulmuştur.Bu efsaneye göre Gezlevi Dedemköyü’nden daha eskidir. (Seyyid
Bayram Veli ile Kardeşi Kurt Musa hakkında “Köpeklerin Kurt Ola “
hikayesini Gezlevi.Com da anlattım.)
3.3.Perşembe Buzyeri ve Asarlık yaylaları buralara sık sık baskın
yaparak malımızı çalan fellahlara karşı korunmak için Söğüt,Holuslar,Gederet
ve Asarlık köylerinin yayla yerleşimine Gezlevililerin isteğiyle
açılmıştır. Bu Adanadan gelenler kanaatimce Klikya Ermeni krallığı
mensuplarıdır.Ama başka bir güç te olabilir.(Korsanlar,diğer Türk
aşiretleri,eşkiyalar vs. gibi)
3.4. Mahmut Yanar (Rahmetli dedem) Perşembeden bu kişileri yine
Gezlevili bir kişinin reislerini öldürerek kovduğunu anlatmıştı.
3.5.Nurullah Aydın (Rahmetli) Bu yaylalara gelenlerin Aladağ –Yerköprü,Hadim,Yanıkharman,Ballıca
yolunu kullandıklarını söylemişti. Eğer bu yol o yıllarda kullanıdıysa
gelenlerin Klikya Ermenileri olduğu iddiası güçlenir.
Konuyla ilgili bilgilerin verilmesine devam edilecektir.Ancak diğer
husuları irdelemeden önce kısa bir tarihçe verelim.Çünkü diğer
çalışmalar ve yazımı zaman alıcı niteliktedir.
GEZLEVİ TARİHİ
Anadolu Selçuklu Devleti’nin haşmetli çağında yani Uluğ Keykubad
zamanında (1220 li yıllar) Konya’nın güneyindeki dağlık bölge Silifke’ye
kadar fethedilmiş, Yörede ki Ermeni garnizonları temizlenmiş ve buralara
Türkmen nüfus yerleştirilmiştir. Yörenin yönetimi Kamerüddin Hadim
Lala’ya bırakılmış ve bu başarılı vali on yıl süreyleyle yönettiği bu
topraklara kendi adının verilmesine neden olmuştur.Belviran –Silifke
arası Hadimeli olarak anılmaya başlanmıştır.
İşte bu dönemde üç Türkmen ailesi halk rivayetlerinde de belirtildiği
gibi Gezlevi’ye yerleşmiştir. Yine bu dönemde Moğollar,Maveraünnahir ve
Horasanda yoğunlaşmış bulunan Türkmen nüfusu kovalayarak Anadolu’ya
yığılmalarına neden olmuş,Selçuklu Konya Sultanlığı bu Türkmenleri
uçlara yeni fethedilen topraklara yerleştirme gayreti içinde olmuştur.
Bu Türkmenlerden Avşar,Çetmi,Kınık gibi boylara mensup olanlar yerleşim
yerlerine kendi isimlerini vermişler.Bazı Türkmen grupları ise
yerleştikleri yerin özelliklerine göre köylerini adlandırmışlardır.
Gezlevi’ye yerleşenler muhtemelen ,köyün arazi yapısı gereği ve ormanlar
dolayısıyla kurulan evlerin uzaktan görülmemeleri nedeniyle gelip giden
yolcularca Gizli Ev olarak adlandırılmıştır.
Batımızda Seyyid Bayram Veli hazretlerince kurulmuş bulunan Dedemköyü
kurucusunun adıyla anılmış,Kuzeyimizde bulunan Gerez ise kurucuları olan
Gerkes Türkleri oymağının adını almıştır.
Selçuklulardan sonra Karamanoğulları yönetimine giren yöremiz güney ve
güneydoğudan gelen saldırılar hariç coğrafi konumu gereği nispeten sakin
bir dönem yaşamıştır. Bu dönemde İç Anadolu’ ya hakim olan İlhanlı
(Moğol) yönetiminden kaçan bir çok yönetici ve oymaklara da sığınaklık
görevi yapmış,nüfusunda sık sık büyük değişiklikler görülmüştür.
Güneyden Aliyya’ya hakim olan yerel krallar,korsanlar,güneydoğudan
Ermeniler sık sık yağma amaçlı akınlarda bulunmuşlar,sığır davar,çor
çocuk götürmüşlerdir.Zaman zaman tersi olmuş Türk gruplar da bu akınlara
karşılık vermişlerdir.
Osmanlı Karamanlı çatışmasının ilk yıllarında da yöre sakindir ama bu
savaşlar için Karamanlılar yöreyi asker deposu olarak görmüş,Asya’dan
yeni göçmen gelişi de azaldığından bu durum yöre nüfusunda azalmaya yol
açmıştır.
1440 lı yıllarda II.Murad Karamanlıları takiben Bozkır’a kadar gelince
Karaman askerlerinden büyük bir kitle yörede siperlenerek mücadeleyi
sürdürmüşlerdir.Artık 30-40 yıl süreyle yöre çatışma alanı durumunda
olup Osmanlı-Karamanlı sorunu çözülünceye kadar halkın huzuru kaçmıştır.
Bu dönemlerde halk büyük ölçüde hayvancılıkla geçimini sağlamıştır.
Ancak yerleşik kültürün gereği olarak kendi ihtiyaçlarını giderecek
nitelikte ziraatla da uğraşmışlardır.Arpa,darı,pamuk yetiştirilen temel
ürünlerdir. (Gezlevi’de pamuk yetiştirildiğini Rahmetli Ramazan Sakarya
hatırlamaktaydı.Eski mezarın önünde Azap Kocanın tarlasında ekilirdi
demişti.).Yetiştirilen pamuk ve yün kıl kullanılarak giysiler
üretilmektedir. 1277 de Karaman askerleri kızıl börklü ve çarıklıdır.
(Bu gün çok kullandığımız domates ve patates,Amerikanın keşfinden sonra
Avrupa’ya oradan da Türkiye’ye gelmiştir ki bu tarih yöremiz için çok
yenidir.Sabri Ulucan Bey’in babası Çavuş Kocanın anlattığına göre ;onun
çocukluğunda yani 1900 yıllarında ilk defa domates yetiştiren
Gezlevililer kızaran domatesleri çürümüş diye atarlarmış.Dedemli’de 20
yıl kadar önce yüz küsür yaşında ölen Gedik kızı da patatesin onun
çocukluğunda köylerinde ekilmeye başlandığını söylermiş.)
Fatih Sultan Mehmed, Karamanoğlu ülkesinin esaslı ve mükemmel bir
tahririni yaptırmıştır.(Osmanlı Tarihçimiz Sayın Mehmet Mercan bu konuyu
zaman bulunca araştırmalıdır.) II Bayezid dönemine ait yukarda
belirtiğimiz kaynak,bu dönemde hiçbir göçer aşirete ve Hıristiyan unsura
rastlanmadığın belirtmektedir ki.bu bilgi en azından köylerimizin o
tarihte yerleşik olduğunu gösterir.
Osmanlı döneminde yöre stratejik önemini nispeten yitirmiş de olsa,Aliyya-Konya
kervan yollarının üzerinde oluşu,Gerişteki Simli Kurşun madeninin
işletilmesi,yöre hayvanlarının etinin lezzetli oluşu,dokumalarının
aranır oluşu ,halkının cesur ve güvenilir oluşu yüzünden sık sık devlet
kademelerince hatırlanmıştır.
Osmanlı toprak nizamı gereği Gezlevi ve çevre köyler muhtemelen
Hocaköyü’nde kendisi veya vekili oturan tımar sahipleri veya
mültezimlerin yönetimindeydi. Padişah ikinci Mahmut tımar sistemini
kaldırınca yeni statü kazanan Gezlevinin 1840 tarihinde ki Muhtarı
Seyyid Ali Efendi olup,58 haneli bir köydür.1900 lü yıllarda Muhtar olan
Hasan Efendinin 33 haneye salma saldım demesi geçen zaman zarfında savaş
,salgın hastalık ve belki de göç yüzünden köyün nüfusunun azaldığını
göstermektedir. (Bu arada çoğumuzun anası 1940 lı yıllarda bile sadece
kızamık hastalığının bir günde 22 çocuğun ölümüne neden olduğunu
görmüşlerdir. Dedem Ramazan Sakarya ise Çanakkale savaşına 70 Gezlevili
erkeğin katıldığını ,çoğunun geri dönmediğini söylemiştiki,birisi Mahmut
Dedemin kardeşi Mehmeddir.)
Hocaköyündeki bu yöneticilerin veya mal sahiplerinin torunları yakın
yıllara kadar Dolhanlar altındaki cevizleri indirmeye gelirlermiş.
Gezlevi’deki değirmenler de bu sebebten Dedemköylü veya başka
yabancılardan satın alınmıştır.
Hadim yöresinin tımar sahibi veya mültezimleri olanlar da Yenice
mıntıkasına kadar olan arazilerin yönetimini ellerinde tutmaktaydılar ki
geçiş döneminde şöyle veya böyle toprakların mülkiyetlerini ellerine
geçirmişler ve sonra satmışlardır.
Gezlevi’de medresenin mevcudiyeti konusu tam bilinmese de önemli bir
öğretim eğitim geleneği vardır.Uzun yıllar Gerezli,HacıYunuslarlı ve
diğer köylerden öğrenciler Gezlevi’de eğitim görmüşlerdir.
Devlet otoritesinin yetersiz kaldığı 1920 li yıllarda Gezlevi’de efeler
türemiş,Bozkır isyanlarına katıldıkları gibi köy içinde cinayetlerin
artmasına neden olmuşlar,birbirlerini vurmuşlardır.
1926 Yılına Kadar Bozkır kazasına bağlı olan Gezlevi 1926 yılında
Hadim’in yeniden kaza yapılması üzerine Hadim’e bağlanmıştır.
Cumhuriyet döneminde bütün ülkede olduğu gibi nüfus hızla artmış (1927
de ülke nüfusu 13 milyon 2007 nüfusu 65 milyon. Artış beş kattır.Gezlevi
bugün 2100 1927 de ise 2100:5=420 dir yani 60 hane kadar.) ve 1967
yılında adı Korualan olarak değiştirilmiştir.(Bu isim değişiklikleri
insanların ve ülkelerin geçmişle bağlarını koparmaları açısından son
derece mahzurlu olmuştur. Üstelik köyümüzün adının Türkçe olmadığı
iddiası devletin vatandaşına bakış açısını göstermesi açısından da
kınanması gereken bir durumdur.Öz be öz Türkçe olan Gezlevi kelimesi
değiştirilirken,ülkenin bazı topraklarına Kapodakya,Pamfilya gibi
isimleri bizzat devletin de kullanması ne kadar garip.) 1971 yılında
çevre köylerin verdiği nüfus desteğiyle kasaba olan Gezlevi kendi
imkanlarıyla içme suyu ve kanalizasyon yatırımlarını
gerçekleştirmiştir.Ancak gerekli teknik ölçümlere uymadan
gerçekleştirilen bu hizmetler sürekli sorun üretmekte ve yetersiz
kalmaktadır.
2007 Yılı resmi nüfus sayım sonuçları açıklanmamış olmasına rağmen
kasaba nüfusunun 2100 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Kasaba çağın gerektirdiği teknolojik imkanlara sahip olup,ilköğretim ve
lise okullarıyla,sağlık ocağına sahiptir.12.05.2010